Üç yıl önce doğmuş bir alacağınız var. Tutar aynı duruyor ama o para artık aynı parayı almıyor. Bu farkı kapatmanın hukukta iki ayrı yolu var ve ikisi birbirinin alternatifi: alacağı bir fiyat endeksiyle güncellemek, ya da geciken ödeme için faiz istemek.
Bu yazı ikisinin ne olduğunu, hangisinin ne zaman daha yüksek çıktığını ve neden toplanamayacaklarını anlatıyor. Kendi rakamlarınızla denemek için alacak güncelleme aracı ikisini yan yana hesaplıyor.
Endeksle güncelleme: paranın değer kaybı
Yöntem basit: alacağın doğduğu aydaki endeks değeriyle bugünkü endeks değerinin oranı alınır, tutar bu oranla çarpılır. İcra takiplerinde ve alacak davalarında yaygın olarak Yİ-ÜFE (yurt içi üretici fiyat endeksi) kullanılır.
Burada dikkat edilecek tek şey hangi endeksin ve hangi ayların kullanıldığı. İki taraf farklı ay seçtiğinde sonuç ciddi biçimde ayrışır; bu yüzden bir hesabın denetlenebilmesi için kullanılan endeks değerlerinin de yazılması gerekir. Aracımız iki değeri de gösteriyor.
Faiz: gecikmenin karşılığı
Faiz, paranın değer kaybını değil ödemenin geciktirilmesini karşılar. Ticari olmayan alacaklarda kanuni faiz, ticari işlerde ise koşulları varsa Merkez Bankası'nın avans oranına dayanan ticari temerrüt faizi uygulanır.
En sık yapılan hata burada: bütün döneme tek oran uygulamak. Oysa oran son yıllarda birkaç kez değişti:
- 1 Ocak 2006 – 31 Mayıs 2024 arasında kanuni faiz %9.
- 1 Haziran 2024'ten itibaren %24 (8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı).
- 31 Temmuz 2026'dan itibaren sabit oran dönemi kapandı: 7589 sayılı Kanun'la 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi baştan yazıldı ve oran, önceki yılın 31 Aralık günündeki Merkez Bankası reeskont oranının %80'i oldu. 30 Haziran günündeki oran bundan beş puan veya daha çok farklıysa yılın ikinci yarısında o oranın %80'i geçerli.
Ticari tarafta ise Merkez Bankası'nın avans oranı yalnızca üç yıl içinde dokuz kez değişti. Yani üç yıllık bir alacakta doğru hesap, tek bir çarpma değil; dönemin oran değişimlerine göre bölünmesi ve her parçanın kendi oranıyla hesaplanmasıdır.
Hangisi daha yüksek çıkar?
Değişir, ve zaten mesele bu. Enflasyonun faiz oranlarının üzerinde seyrettiği dönemlerde endeks güncellemesi öne geçer; faizlerin yüksek tutulduğu dönemlerde faiz. Aynı alacak için iki yöntem, iki farklı rakam verir ve aradaki fark küçük değildir.
Bu yüzden tek sayı gösteren hesaplayıcılar aslında bir bilgi saklıyor. İki rakamı görmek, talebin hangi yolla ileri sürüleceğine karar verebilmek için gerekli.
Neden toplanmazlar?
Çünkü ikisi aynı zararı ölçüyor: paranın zaman içindeki kaybını. Biri bunu enflasyon üzerinden, öteki gecikme faizi üzerinden hesaplıyor. İkisini toplamak, aynı zararı iki kez istemek olur ve mahkemede kabul görmez.
Hesabı denetlenebilir kılan üç şey
- Kullanılan endeks değerleri. Sadece "%42 arttı" demek yetmez; hangi ayın hangi değeri kullanıldı?
- Oran dönemlerinin dökümü. Hangi tarih aralığında kaç gün, hangi oranla ne kadar faiz işledi?
- Verinin tarihi. Endeks serisi hangi bültene, faiz oranları hangi güne ait? Eskimiş bir tabloyla yapılan hesap, hatasız görünen yanlış bir sonuç üretir.
Aracımız üçünü de ekranda gösteriyor. Seçtiğiniz ay elimizdeki serinin dışındaysa hesap yapmıyor: bu, bir eksiklik değil kural: eski veriyle üretilmiş yeni bir sayı, hiç sayı olmamasından kötüdür.